« Önceki |
Bir köy muhtarsız olmaz. Bir iğne ustasız olmaz, sahipsiz olamaz. Bir harf kâtipsiz olamaz, biliyorsun. Nasıl oluyor ki, nihayet derecede muntazam şu memleket hâkimsiz olur?
Başını kaldır, kendini tanıttırmak isteyen fa 'al ve kudretli bir Zâtın hârika işlerine bak. Sen başıboş olmadığın gibi, bu hadiseler de başıboş olamazlar.
Meselâ: Nasıl ki mükemmel bir eczahane ki* her kavanozunda hârika ve hassas mizanlarla alınmış hayattar macunlar ve tiryaklar var; şüphesiz gayet maharetli ve kimyager ve hakîm bir eczacıyı gösterir. Öyle de* Küre-i Arz eczahanesinde bulunan dörtyüzbin çeşit nebatat ve hayvanat kavanozlarındaki ziyahat macunlar ve tiryaklar cihetiyle* bu çarşıdaki eczahaneden ne derece ziyade mükemmel ve büyük olması nisbetinde- okuduğunuz fenn-i tıp mikyasiyle- Küre-i Arz eczahane-i kübrasının eczacısı olan Hakîm-i Zülcelâl-i hattâ kör gözlere de gösterir* tanıttırır.
Hem nasılki: Bir hârika şehirde milyonlar elektrik lâmbaları hareket ederek her yeri gezerler* yanmak maddeleri tükenmiyor bir tarzdaki elektirik lâmbaları ve fabrikası şeksiz* bedahetle elektiriği idare eden ve seyyar lâmbaları yapan ve fabrikayı kuran ve iştial maddelerini getiren bir mu'cizekâr ustayı ve fevkalâde kudretli bir elektrikçiyi hayretler ve tebriklerle tanıttırır; yaşasınlar ile sevdirir. Aynen öyle de* bu âlem şehrinde dünya sarayının damındaki yıldız lâmbaları* bir kısmı kozmoğrafyanın dediğine bakılsa* Küre-i Arz'dan bin defa büyük ve top güllesinden yetmiş def'a sür'atli hareket ettikleri halde* intizamını bozmuyor; birbirine çarpmıyor sönmüyor* yanmak maddeleri tükenmiyor.
Okuduğunuz kozmoğrafyanın dediğine göre* Küre-i Arz'dan bir milyon defadan ziyade büyük ve bir milyon seneden ziyade yaşayan ve bir misafirhane-i Rahmaniyyede bir lâmba ve soba olan güneşimizin yanmasının devamı için her gün Küre-i Arz'ın denizleri kadar gazyağı ve dağları kadar kömür veya bin arz kadar odun yığınları lâzımdır ki sönmesin. Ve onu ve onun gibi ulvî yıldızları gazyağsız* odunsuz* kömürsüz yandıran ve söndürmeyen ve beraber ve çabuk gezdiren ve birbirine çarptırmayan bir nihayetsiz kudreti ve saltanatı* ışık parmaklariyle gösteren bu kâinat şehr-i muhteşemindeki dünya sarayının elektirik lâmbaları ve idareleri ne derece o misalden daha büyük* daha mükemmeldir. O derecede -sizin okuduğunuz veya okuyacağınız fenn-i elektrik mikyasiyle- bu meşher-i âzam-ı kainatın Sultanını* Münevvirini* Müdebbirini* Sâniini* o nuranî yıldızları şahit göstererek tanıttırır. Tesbihatla* takdisatla sevdirir* perestiş ettirir.
İŞTE ALLAH' IN VARLILIĞINI BİLMEYEN ANLAMAYAN İNSAN NASIL BİR KARANLIĞIN İÇİNE DÜŞMÜŞTÜR GÖRÜYORUZ DEĞİL Mİ DOSTLARIM ...
Sizdeki gençlik katiyen gidecek. Eğer siz daire-i meşruada kalmazsanız, o gençlik zayi olup başınıza hem dünyada, hem kabirde, hem ahirette kendi lezzetinden çok ziyade belalar ve elemler getirecek. Eğer terbiye-i İslamiye ile o gençlik nimetine karşı bir şükür olarak iffet ve namusluluk ve taatte sarf etseniz, o gençlik manen baki kalacak ve edebi bir gençlik kazanmasına vesile olacak.
Dünyada gençliğe muhabbet, yani ibadette gençlik kuvvetini sarf etmenin neticesi: dar-ı saadette edebi bir gençliktir.
Gençlik hiç şübhe yok ki gidecek. Yaz güze ve kışa yer vermesi ve gündüz akşama ve geceye değişmesi kat'iyetinde, gençlik dahi ihtiyarlığa ve ölüme değişecek. Eğer o fâni ve geçici gençliğini iffetle hayrata -istikamet dairesinde- sarfetse, onunla ebedî, bâki bir gençliği kazanacağını bütün semavî fermanlar müjde veriyorlar. Eğer sefahete sarf etse, nasılki bir dakika hiddet yüzünden bir katl, milyonlar dakika hapis cezasını çektirir. Öyle de gayr-î meşru dâiredeki gençlik keyifleri ve lezzetleri, âhiret mes'uliyetinden ve kabir azabından ve zevâlinden gelen teessüflerden ve günahlardan ve dünyevî mücâzatlarından(cezalar) başka, aynı lezzet içinde o lezzetten ziyâde elemler olduğunu aklı başında her genç tecrübe ile tasdik eder.
Galatasaray futbol takımı oyuncuları ölmüş ve cennete girmişler.
Hepsi de birbirinden yetenekli futbolcularmış. O günlerde cennetin baş meleğinin canı sıkılıyormuş. Şeytanı çağırıp demiş ki;
-Ey şeytan, Cennetle cehennem arasında bir futbol maçına var mısın?
Şeytan gülmüş:
-Boşuna yorulmayın, nasılsa ben kazanırım.
Cennet meleği şaşırmış:
-Ama nasıl olur? En iyi ve meşhur futbolcular burada.
Şeytan sinsice bakarak der ki;
-Ama fenerbahçe sayesinde bütün hakemler cehennemde benim emrimde!